Bazen kendimi kocaman bir boşluk içerisindeymişim gibi hissediyorum.Bu boşluk o kadar büyük ki her şeyi yutuyor geri vermemecesine ,öncesinde sadece hayallerimdi aldıkları , zamanla hayallerimin yerini gerçeklerim aldı sonrada hislerim…
Küçükken denize baktığımda gördüğüm rüyalar vardı , sonsuzluk ve huzur vardı şimdilerde denize bakmak boş bir sayfaya bakmak gibi adeta , anlamsız .Baktığım her şey anlamsız aslında hani hep derler ya bakmak ve görmek farklı şeylerdir diye ben eskiden görüyordum her şeyi şimdilerde sadece bakıyorum.
Birde dalgınlıklarım var bu aralar , bir yerdeyken aslında o yerde olmadığım anlar çoğaldı.Kayıp saniyelerimin yerini kayıp dakikalar , hem de çok uzun dakikalar aldı.Bir anda buraya nasıl geldim ya da nerdeyim ben diyebildiğim kayıplarım aldı.
Hayatın asıl yanı olan ‘’ yaşamayı ‘’ adeta es geçiyor gibiyim, nefes alıyorum , bakıyorum , yürüyorum ama yaşamıyor gibiyim.Görünürde belli olan bir durum değil bu , görsen ‘’ yaşıyorsun ya ‘’ dersin …
Eskiden uzaklara gitmek istiyorum derdim , şimdilerde gitmek istemekle kalmıyor planlar yapıyorum.Son 1 yıl diyorum kendi kendime , son 1 yıl gidişim için…
Özlediğim hiçbir şey yok ne kadar garip değil mi , insanın özlediği bir şeyler mutlaka olur hayatında , bense özlemek nasıl bir şey onu bile hatırlamıyorum adeta.
Çoğu zaman keşke diyorum , keşke parmağımı şıklatsam da beni bu kadar hissizleştiren her şeyi unutabilsem, o zaman kolay olurdu her şey , belki , ne dersin ?
Güvendiklerim güvenimi boşa çıkarmazdı , sevdiklerim beni incitmezdi , yalanlara bu kadar çok bulanmazdık , çocukça oyunların peşinde koşmazdık … Eğer eskisi kadar saf olsaydık.Ama insanlar büyüyor ve büyüdükçe birbirlerini yıpratmak için daha çok hata yapıyor . Sonra her şey affediliyor , affediliyor affedilmesine de unutulmuyor . Keşke unutabilseydik tüm kırgınlıklarımızı , yaralarımızı , o yaralarımızı bıçakla oymaya çalışanları …
Bir uçurtma yapmak istiyorum , kıpkırmızı olsun istiyorum üzerine bütün acılarımı yazayım sonra . Bir ipe bağlayıp koşarak uçurayım onu , havalansın üzerinde acılarımın yazdığı uçurtmam , aniden yağmur başlasın sonra uçurtmanın kırmızısı acılarıma karışsın aksın yeryüzüne , tıpkı gözyaşlarımı içime akıttığım zamanlarda ki gibi kıpkırmızı damlalar düşsün yeryüzüne.Belki o zaman arınırım onlardan , onlardan arınırsam kendi günahlarımdan da arınırım belki o zaman . Hayatta her şeyi yaşamamızın nedeni biziz aslında , bazen yanlış tercihler, bazen kendi hatalarımız , bazen seçimlerimiz , hatta hayallerimiz , kendimizi inandırdığımız gerçeklerimiz …
… Küçük kız uçurtması elinde koştu … Koştu … Koştu … Ama hiç yağmur yağmadı , o kadar çok acı vardı ki dünya da ve o kadar çok gözyaşı Mikail bile şaştı bu işe.Yağmur yağdırmadı hiç . Sonra kuraklaştı dünya hisler kayboldukça daha da kuraklaştı . Çöl ? Çöller ? Geride kalan sadece gördüğümüz daha doğrusu görmek için zorladığımız seraplar…